2 Ağustos 2026 Pazar

Ümit Özdağ'dan Türkiye'nin Geleceğiyle ilgili Mesajlar-Yılmaz Parlar

  Ümit Özdağ'dan Türkiye'nin Geleceğiyle ilgili Mesajlar

Zafer Partisinden Ekonomi Ağırlıklı Türkiye Gündemi

Basın toplantısının önemli bölümünü ekonomiye ayıran Özdağ, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma, işsizlik ve yoksulluk konularında, Zafer Partisi'nin çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı

Ümit Özdağ'dan Ekonomi, Terör, Sığınmacılar ve Kıbrıs Başlıklarında Dikkat Çeken Değerlendirmeler

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye'nin iç ve dış politikasını yakından ilgilendiren kritik başlıklara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak, ekonomi, güvenlik, terörle mücadele, sığınmacı politikası ve Kıbrıs konusunda dikkat çeken mesajlar verdi.

Basın toplantısında yaptığı konuşmada hem güncel gelişmeleri değerlendiren hem de partisinin çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşan Özdağ, Türkiye'nin geleceğine ilişkin vizyonunu ayrıntılı şekilde ortaya koydu.

Liyakat, Devlet Tecrübesi ve Milli Vizyonun Adresi

Zafer Partisi, kurulduğu günden bu yana devlet yönetiminde liyakati, hukukun üstünlüğünü, üretim odaklı kalkınmayı ve Atatürk Cumhuriyeti'nin temel değerlerini önceleyen kadrolarıyla dikkat çekiyor. Akademisyenlerden emekli bürokratlara, güvenlik uzmanlarından ekonomistlere kadar farklı alanlarda deneyim sahibi isimleri bünyesinde bulunduran parti, Türkiye'nin kronik sorunlarına bilimsel ve planlı çözümler üretmeyi hedefliyor.

Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu ekonomik sıkıntılar, düzensiz göç, güvenlik tehditleri ve dış politika sorunları karşısında Zafer Partisi, hazırladığı kapsamlı politika raporları ve çözüm önerileriyle kamuoyunda alternatif yönetim anlayışı ortaya koymaya devam ediyor. Parti yönetimi, üretim ekonomisi, planlı kalkınma, adalet, şeffaf yönetim ve milli güvenlik eksenli politikalarıyla Türkiye'nin geleceğine yönelik yeni bir perspektif sunmayı amaçlıyor.

Ümit Özdağ'ın Siyasi Çizgisi

Prof. Dr. Ümit Özdağ, uzun yıllardır akademik çalışmaları, güvenlik politikaları üzerine yaptığı araştırmalar ve kamuoyundaki çıkışlarıyla tanınan bir siyasetçi olarak öne çıkıyor. Basın toplantısında da konuşmasını ayrıntılı veriler, tarihsel örnekler ve politika önerileri üzerine kurarak farklı başlıklardaki görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. Özdağ, konuşması boyunca partisinin çözüm önerilerini ve siyasi yaklaşımını ayrıntılı biçimde anlattı.

Vedat Yenerer İçin Duygusal Veda

Konuşmasının başında kısa süre önce hayatını kaybeden gazeteci Vedat Yenerer'i anan Özdağ, uzun yıllara dayanan dostluklarını anlatarak Yenerer'in savaş muhabirliği, Türk dünyasına yönelik çalışmaları ve Ergenekon sürecinde yaşadıklarına değindi. Merhuma Allah'tan rahmet dileyen Özdağ, Yenerer'in Türk basınında önemli bir iz bıraktığını ifade etti.

Atatürk'ün Kızları"na Tebrik

Basın toplantısında, Milletler Ligi'nde elde edilen şampiyonluk dolayısıyla A Milli Kadın Voleybol Takımı'nı da kutlayan Özdağ, sporcuların yalnızca başarılarıyla değil, duruşlarıyla da genç nesillere örnek olduklarını söyledi ve başarılarının devamını diledi.

Ekonomi Gündemin İlk Sırasındaydı

Basın toplantısının önemli bölümünü ekonomiye ayıran Özdağ, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma, işsizlik ve yoksulluk konularında eleştirilerde bulundu. TÜİK'in açıkladığı ekonomik verilerin vatandaşın günlük hayatındaki tabloyla örtüşmediğini savunan Özdağ, açlık sınırı, yoksulluk sınırı ve asgari ücret arasındaki farklara dikkat çekerek gelir dağılımında adaletin sağlanması gerektiğini ifade etti. Ayrıca üretime dayalı kalkınma modeli, planlı ekonomi ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın yeniden kurulmasına yönelik önerilerini dile getirdi.

Türkiye Kritik Bir Yol Ayrımında

Ümit Özdağ, "Teröre Taviz Değil, Hukuk ve Devlet Otoritesi Esas Alınmalıdır"

Basın toplantısında en dikkat çeken bölümlerden biri, kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" olarak tartışılan sürece ilişkin değerlendirmeler oldu. Ümit Özdağ, yaklaşık iki yıldır devam eden sürecin başlangıçta kamuoyuna anlatıldığı şekilde ilerlemediğini savunarak, PKK'nın silah bırakması ve örgütün tamamen tasfiye edilmesi yönündeki beklentilerin gerçekleşmediğini ifade etti. Özdağ, Türkiye'nin terörle mücadelesinde devlet otoritesinin ve hukukun üstünlüğünün esas alınması gerektiğini vurguladı.

Konuşmasında, kamuoyuna yansıyan düzenleme iddialarına değinen Özdağ, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin dikkate alınmasının önemine işaret ederek, bu süreçte toplumun tüm kesimlerinin açık şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. Terörle mücadelede verilecek her kararın, milli birlik ve toplumsal vicdan açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Gazilerin Sesi Basın Toplantısında Türkiye'ye Duyuruldu

Basın toplantısının en duygusal anlarından biri, Er Şehit Aileleri ve Gaziler Platformu temsilcilerinin yaptığı açıklamalar oldu. Günlerdir Ankara Güvenpark'ta sürdürdükleri eylemi anlatan gaziler, taleplerinin ekonomik değil, eşit statü, adalet ve onurlu muamele olduğunu ifade etti.

Gaziler, aynı üniformayı giyerek aynı cephede yaralanmalarına rağmen farklı statülerde değerlendirilmelerinin büyük bir adaletsizlik oluşturduğunu belirtti. Sağlık hizmetleri, protez kullanımı ve sosyal haklar konusunda yaşadıkları farklılıkları örneklerle anlatan temsilciler, devletin tüm gazilere eşit yaklaşması gerektiğini vurguladı.

Özdağ ise gazilerin taleplerinin yalnızca bir hak arayışı değil, aynı zamanda devlet-vatandaş ilişkisinin temelini ilgilendiren bir mesele olduğunu belirterek, şehit aileleri ve gazilerin toplumun en saygın kesimleri arasında yer aldığını ifade etti.

Sığınmacı Politikası Yeniden Gündemde

Basın toplantısında geniş yer ayrılan bir diğer konu ise Suriyeli sığınmacılar oldu.

Ümit Özdağ, Zafer Partisi'nin kuruluşundan bu yana düzensiz göç ve geçici koruma politikalarına ilişkin uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak, sığınmacı politikasının ekonomik, sosyal ve demografik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Türkiye'nin bu konuda uzun vadeli ve sürdürülebilir bir stratejiye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Özdağ, çeşitli ülkelerin Suriyelilerin geri dönüşüne yönelik uygulamalarını örnek göstererek Türkiye'nin de bu konuda uluslararası gelişmeleri yakından takip etmesi gerektiğini söyledi. Açıklamalarında göç yönetiminin devlet politikası çerçevesinde ele alınmasının önemini vurguladı.

Kıbrıs Konusunda Sert Mesajlar

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs başlığına da değinen Özdağ, Birleşmiş Milletler öncülüğünde gündeme gelen bazı girişimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasında, KKTC'nin statüsü, Türkiye'nin garantörlüğü ve Mavi Vatan yaklaşımının Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını belirten Özdağ, iki devletli çözüm modelini savunduklarını ifade etti. Kıbrıs'ta Türkiye'nin güvenlik ve egemenlik haklarının korunmasının milli politika olması gerektiğini dile getirdi.

Geniş Milli İttifak Çağrısı

Basın toplantısının son bölümünde Zafer Partisi'nin siyasi hedeflerine değinen Özdağ, Türkiye'nin hem içeriden hem dışarıdan çeşitli güvenlik ve jeopolitik meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu belirterek, bu süreçte milli birlik anlayışının önemine dikkat çekti.

Partiye katılımların belirli ilkeler doğrultusunda gerçekleştiğini ifade eden Özdağ, ortak paydanın Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı, Atatürk ilkeleri, hukukun üstünlüğü ve milli egemenlik olduğunu söyledi. Tarihten örnekler vererek Milli Mücadele dönemindeki birlik ruhuna atıfta bulundu.

Türkiye'nin Geleceği İçin Milli Dayanışma Mesajı

Konuşmasını Türkiye'nin içinde bulunduğu uluslararası gelişmelere ilişkin değerlendirmelerle tamamlayan Ümit Özdağ, dünyada yaşanan jeopolitik gerilimlerin Türkiye'yi de yakından etkilediğini belirtti. Türkiye'nin milli devlet yapısının korunmasının önemine vurgu yapan Özdağ, tüm vatandaşları demokratik siyaset içerisinde ülkenin geleceğine sahip çıkmaya davet etti. Zafer Partisi'nin, Atatürk Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini koruma hedefiyle çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.

Yaklaşık yarım saat süren basın toplantısında ekonomi, hayat pahalılığı, gelir dağılımı, terörle mücadele, gazilerin hakları, sığınmacı politikası, Kıbrıs, milli güvenlik ve Türkiye'nin geleceğine ilişkin siyasi vizyon başlıklarında kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi'nin çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Toplantı, hem içerdiği güncel değerlendirmeler hem de Türkiye'nin temel meselelerine ilişkin ortaya koyduğu politika çerçevesiyle siyasi gündemin dikkat çeken açıklamaları arasında yer aldı.

yilmazparlar@yahoo.com

Ümit Özdağ'dan Türkiye'nin Geleceğiyle ilgili Mesajlar


Zafer Party Shares Its Vision and Policy Solutions with the Public

Zafer Party's Economic Focus on Türkiye Agenda

Özdağ dedicated a significant portion of the press conference to the economy, sharing the Victory Party's proposed solutions to high inflation, high cost of living, worsening income distribution, unemployment, and poverty with the public.

Ümit Özdağ, Delivers Key Assessments on the Economy, Terrorism, Refugees, and Cyprus

Prof. Dr. Ümit Özdağ, Chairman of the Zafer (Victory) Party, delivered a comprehensive assessment of critical issues shaping Türkiye's domestic and foreign policy, presenting notable remarks on the economy, national security, counterterrorism, refugee policy, and Cyprus.

During the press conference, Özdağ evaluated current developments while presenting his party's policy proposals, outlining in detail his vision for Türkiye's future.

The Address of Merit, State Experience, and National Vision

Since its establishment, the Zafer Party has attracted attention with its commitment to meritocracy, the rule of law, production-oriented economic development, and the fundamental values of the Republic of Türkiye founded by Mustafa Kemal Atatürk. Bringing together academics, retired senior bureaucrats, security experts, economists, and professionals from various fields, the party aims to produce scientific and well-planned solutions to Türkiye's long-standing challenges.

Facing economic hardship, irregular migration, security threats, and foreign policy challenges, the Zafer Party continues to present an alternative governing vision through comprehensive policy reports and solution-oriented programs. The party advocates a model based on productive industry, planned development, justice, transparent governance, and national security, offering what it describes as a new perspective for Türkiye's future.

Ümit Özdağ's Political Vision

Prof. Dr. Ümit Özdağ is widely recognized for his academic work, extensive research on security policies, and long-standing presence in Turkish politics. Throughout the press conference, he supported his arguments with detailed data, historical references, and policy proposals while explaining his party's political approach and solutions across a broad range of issues.

A Heartfelt Tribute to Vedat Yenerer

At the beginning of his speech, Özdağ paid tribute to veteran journalist Vedat Yenerer, who recently passed away. Recalling their long friendship, he highlighted Yenerer's work as a war correspondent, his contributions to the Turkic world, and the hardships he endured during the Ergenekon trials. Özdağ expressed his condolences and emphasized that Yenerer left a lasting legacy in Turkish journalism.

Congratulations to "Atatürk's Daughters"

Özdağ also congratulated the Turkish Women's National Volleyball Team on winning the FIVB Volleyball Nations League, praising not only their athletic success but also their discipline, dignity, and exemplary character, describing them as role models for younger generations.

The Economy Took Center Stage

A significant portion of the press conference focused on Türkiye's economy. Özdağ criticized high inflation, the rising cost of living, income inequality, unemployment, and poverty. He argued that official economic statistics do not reflect the realities faced by ordinary citizens and stressed the widening gap between the minimum wage, the poverty threshold, and the hunger line.

He also proposed a production-based economic model, a planned economy, and the re-establishment of the State Planning Organization, arguing that these reforms are essential for sustainable economic growth.

Türkiye Is at a Critical Crossroads

Ümit Özdağ, "There Should Be No Concessions to Terrorism; the Rule of Law and State Authority Must Prevail."

One of the most notable sections of the press conference focused on the process publicly discussed as "Terror-Free Türkiye." Özdağ argued that the developments had not progressed as originally presented to the public and stated that expectations regarding the PKK's disarmament and complete dissolution had not been fulfilled.

He emphasized that Türkiye's fight against terrorism must be based on state authority, the rule of law, and the protection of national unity.

Referring to reports about possible legal arrangements, Özdağ underlined the importance of considering the sensitivities of martyrs' families and veterans, stressing that society should be fully informed about every decision taken during such a critical process.

Veterans' Voices Heard Across Türkiye

One of the most emotional moments of the press conference came when representatives of the Platform of Martyrs' Families and Veterans addressed the media.

The veterans explained that their long-running demonstration in Ankara's Güvenpark was not about financial demands but about equal legal status, justice, and dignified treatment.

They argued that soldiers wounded under the same conditions should not be treated differently according to military rank and highlighted disparities in healthcare, prosthetic services, and social rights.

Özdağ stated that veterans' demands represent not merely individual rights but a matter concerning the relationship between the state and its citizens, emphasizing that veterans and martyrs' families deserve the highest respect within society.

Refugee Policy Returns to the Forefront

Another major topic discussed during the press conference was the issue of Syrian refugees.

Özdağ recalled that since the founding of the Zafer Party, it had consistently warned about irregular migration and temporary protection policies. He argued that refugee policies have significant economic, social, and demographic consequences and called for a comprehensive long-term national strategy.

Pointing to practices adopted by several countries regarding the return of Syrian refugees, Özdağ said Türkiye should closely monitor international developments and address migration through a coherent state policy.

Strong Statements on Cyprus

Addressing developments in the Eastern Mediterranean and Cyprus, Özdağ commented on recent initiatives under the auspices of the United Nations.

He emphasized the strategic importance of the Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC), Türkiye's guarantor status, and the Blue Homeland (Mavi Vatan) doctrine. Özdağ reiterated his support for a two-state solution, arguing that protecting Türkiye's sovereign rights and security interests in Cyprus should remain a national priority.

Call for a Broad National Alliance

In the final part of his speech, Özdağ discussed the Zafer Party's political objectives, stating that Türkiye faces serious geopolitical and security challenges both domestically and internationally.

He emphasized that individuals joining the party share common principles, including the protection of Türkiye's unitary state structure, Atatürk's principles, the rule of law, and national sovereignty. Drawing lessons from Türkiye's War of Independence, he highlighted the importance of national unity during challenging times.

A Message of National Solidarity for Türkiye's Future

Concluding his speech, Özdağ addressed ongoing international developments, warning that global geopolitical tensions increasingly affect Türkiye.

He stressed the importance of preserving Türkiye's national state structure and called on all citizens to participate in democratic politics to safeguard the country's future. He reaffirmed that the Zafer Party would continue working to uphold the founding principles of the Republic established by Mustafa Kemal Atatürk.

During the approximately thirty-minute press conference, Prof. Dr. Ümit Özdağ presented comprehensive assessments covering the economy, the cost of living, income distribution, counterterrorism, veterans' rights, refugee policy, Cyprus, national security, and his political vision for Türkiye's future. He also introduced the Zafer Party's policy proposals, making the event one of the noteworthy political briefings on Türkiye's current agenda.

yilmazparlar@yahoo.com

17 Haziran 2026 Çarşamba

Başarsoft Teknoloji Günü 2026-Yılmaz Parlar

  

Teknoloji, Veri ve Yapay Zekâ Gündemi Masaya Yatırıldı

Türkiye’nin Kendi Navigasyon Uygulaması Yıl Sonunda Kullanıcılarla Buluşuyor

Türkiye'nin lider Coğrafi Bilgi Sistemleri şirketlerinden Başarsoft tarafından geleneksel olarak düzenlenen Başarsoft Teknoloji Günü, 16 Haziran 2026 tarihinde İstanbul’daki Radisson Blu Hotel Şişli’de gerçekleştirildi. "Doğruya Giden Yol" temasıyla düzenlenen etkinlikte teknoloji, veri, yapay zekâ, lojistik, perakende ve dijital dönüşüm alanlarında önemli isimler bir araya geldi.

Açılış konuşmasını yapan Başarsoft Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Dr. Tuncay Küçükpehlivan, teknolojinin artık yalnızca operasyonları hızlandıran bir araç olmadığını, kurumların doğru karar vermesini sağlayan stratejik bir güç haline geldiğini vurguladı.

Küçükpehlivan, Başarsoft’un yürütücülüğünde geliştirilen Türkiye’nin yerli navigasyon projesinin önemli bir aşamaya geldiğini belirterek, Türkiye’nin kendi harita verisi, kendi mühendisleri ve kendi teknolojik altyapısıyla geliştirilen navigasyon uygulamasının yıl sonuna doğru kullanıcılarla buluşturulmasının hedeflendiğini açıkladı.

"Bu proje yalnızca bir navigasyon uygulaması değil; Türkiye’nin dijital egemenliği açısından stratejik öneme sahip bir teknoloji hamlesidir."

Doğru Yol Her Zaman En Kısa Yol Değildir

Dr. Tuncay Küçükpehlivan konuşmasında Başarsoft’un yeni vizyonunu "Guiding the Right Way – Doğruya Giden Yol" mottosuyla tanımladı. Kurumlar için doğru kararın her zaman en kısa veya en ucuz seçenek anlamına gelmediğini belirten Küçükpehlivan; maliyeti azaltan, müşteri memnuniyetini artıran, operasyonel verimlilik sağlayan, ülkenin teknolojik bağımsızlığını güçlendiren çözümlerin "doğru yol" olduğunu ifade etti.

Yaklaşık 30 yıldır Türkiye’nin adres, yol ve konum verilerini dijital ortama taşıdıklarını söyleyen Küçükpehlivan, bugün kamu kurumlarından enerji sektörüne, lojistikten perakendeye kadar birçok kuruluşun operasyonlarını Başarsoft teknolojileriyle yönettiğini dile getirdi.

CEO Talk,

Dijital Dönüşümün Anahtarı Teknoloji Değil, Kültür

Etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri, Başarsoft Yönetim Kurulu Başkanı Alim Küçükpehlivan moderatörlüğünde gerçekleştirilen CEO Talk oturumu oldu.

Konuk konuşmacı olarak yer alan Ufuk Ayyarkın, liderliği; "Karmaşanın içinde doğru hedefi seçebilmek ve ekibini doğru araçlarla o hedefe ulaştırabilmek" şeklinde tanımladı.

Ayyarkın, şirketlerin gelecekteki rekabet gücünün yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil, teknolojiyi kurum kültürünün bir parçası haline getirebilme becerisiyle belirleneceğini vurguladı.

Yapay Zekâ ve Dijitalleşmede Öncelik, Doğru Veri ve Güvenlik

CEO Talk oturumunda yapay zekâ teknolojilerinin iş dünyasına etkileri de değerlendirildi. Konuşmacılar; yapay zekânın tek başına çözüm olmadığını, dijitalleşmenin sağlam veri altyapısıyla desteklenmesi gerektiğini, siber güvenliğin yeni dönemin en kritik başlıklarından biri haline geldiğini ifade etti. Ayyarkın, teknolojik dönüşümün merkezinde hâlâ insanın bulunduğunu belirterek, yapay zekâ ve otomasyon yatırımlarının insan kaynağını güçlendirecek şekilde planlanmasının önemine dikkat çekti.

Perakende, Lojistik ve Enerji Sektörlerinden Başarı Hikâyeleri

Gün boyunca düzenlenen panel ve oturumlarda farklı sektörlerin dijital dönüşüm deneyimleri katılımcılarla paylaşıldı. Program kapsamında; Hayatın Ritmi: Perakende ve Lojistikte Kesintisiz Değer Döngüsü, Verinin ve Lojistiğin Mimarisi: Sürdürülebilir Sistemlerle Yarını İnşa Etmek, Havalimanı Ekosisteminde Coğrafi Zekâ ve Zaman Optimizasyonu, Görünmeyeni Görmek: Veriden Gelire Dönüşüm, Satsın Dijital Mimarisi ve Başarı Hikâyesi ile Saniyelerin Yönetimi: Fast Food ve Enerji Sektöründe Sistemsel ve Teknolojik Yaklaşımlar başlıklı sunumlar gerçekleştirildi.

Ahmet Dabanlı, "Veri Doğru Kullanıldığında Rekabet Avantajına Dönüşür"

Kapanış konuşmasını yapan Başarsoft Kurucu Ortağı ve Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ahmet Dabanlı, gün boyunca yapılan tüm sunumların ortak noktasının verinin doğru kullanımı olduğunu söyledi. "Veri tek başına değer üretmez. Veri; doğru teknoloji, doğru bağlam ve doğru insanlarla birleştiğinde gerçek bir rekabet avantajına dönüşür." ifadelerini kullandı.

Teknolojinin Geleceğine Yön Veren Buluşma

Perakendeden lojistiğe, enerji sektöründen havaalanı ekosistemine kadar farklı alanlardan profesyonellerin katıldığı Başarsoft Teknoloji Günü 2026’da; konum teknolojileri, yapay zekâ destekli karar sistemleri, operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilir büyüme başlıkları ele alındı.

Göze Çarpan Standlar,

Katılımcılar mola verilen oturum aralarında fuaye alanda yer alan standları dolaştılar. Bir tarafdan kahvelerini yudumlarken diğer tarafdan da hediyeli stand mini yarışmalara katıldılar.

Katılımcılar gün boyunca gerçekleştirilen networking buluşmalarında yeni iş birlikleri geliştirme fırsatı bulurken, etkinlik "Yaza Merhaba Kokteyli" ile sona erdi.

yilmazparlar@yahoo.com

Başarsoft Technology Day 2026

Technology, Data and Artificial Intelligence Agenda Discussed

Turkey's Own Navigation Application to Meet Users by the End of the Year

Başarsoft Technology Day 2026, traditionally organized by Başarsoft, one of Turkey's leading Geographic Information Systems companies, was held on June 16, 2026, at Radisson Blu Hotel Şişli in Istanbul. The event, held under the theme "Guiding the Right Way," brought together prominent figures in technology, data, artificial intelligence, logistics, retail, and digital transformation.

In his opening speech, Dr. Tuncay Küçükpehlivan, Co-Founder and General Manager of Başarsoft, emphasized that technology is no longer just a tool that accelerates operations, but has become a strategic force that enables institutions to make the right decisions.

Küçükpehlivan stated that Turkey's domestic navigation project, developed under Başarsoft's leadership, has reached an important milestone, and announced that the navigation application, developed with Turkey's own map data, engineers, and technological infrastructure, is aimed to be launched to users towards the end of the year.

"This project is not just a navigation application; it is a technology move of strategic importance for Turkey's digital sovereignty."

The Right Way Is Not Always the Shortest Way

Dr. Tuncay Küçükpehlivan defined Başarsoft's new vision with the motto "Guiding the Right Way – Doğruya Giden Yol." Stating that the right decision for institutions does not always mean the shortest or cheapest option, Küçükpehlivan expressed that solutions that reduce costs, increase customer satisfaction, provide operational efficiency, and strengthen the country's technological independence are the "right way."

Stating that they have been digitizing Turkey's address, road, and location data for nearly 30 years, Küçükpehlivan noted that many organizations, from public institutions to the energy sector, from logistics to retail, manage their operations with Başarsoft technologies today.

CEO Talk,

The Key to Digital Transformation Is Not Technology, But Culture

One of the notable sessions of the event was the CEO Talk session moderated by Alim Küçükpehlivan, Chairman of the Board of Başarsoft. Guest speaker Ufuk Ayyarkın defined leadership as "being able to choose the right target amidst complexity and guide your team to that target with the right tools."

Ayyarkın emphasized that the future competitive power of companies will be determined not only by technology investments, but by the ability to make technology a part of corporate culture.

Priority in AI and Digitalization: Right Data and Security

The impacts of artificial intelligence technologies on the business world were also evaluated during the CEO Talk session. Speakers stated that artificial intelligence alone is not a solution, that digitalization must be supported by a solid data infrastructure, and that cybersecurity has become one of the most critical topics of the new era. Ayyarkın pointed out that humans are still at the center of technological transformation and emphasized the importance of planning AI and automation investments in a way that strengthens human resources.

Success Stories from Retail, Logistics, and Energy Sectors

Throughout the day, digital transformation experiences from various sectors were shared with participants through panels and sessions. The program included presentations titled: The Rhythm of Life: Uninterrupted Value Cycle in Retail and Logistics, The Architecture of Data and Logistics: Building Tomorrow with Sustainable Systems, Geographic Intelligence and Time Optimization in Airport Ecosystems, Seeing the Invisible: Transforming Data into Revenue, Satsın Digital Architecture and Success Story, and Managing Seconds: Systematic and Technological Approaches in Fast Food and Energy Sectors.

Ahmet Dabanlı, "When Used Correctly, Data Turns into a Competitive Advantage"

In his closing speech, Dr. Ahmet Dabanlı, Co-Founder and Deputy General Manager of Başarsoft, stated that the common point of all presentations throughout the day was the correct use of data. "Data alone does not generate value. When combined with the right technology, the right context, and the right people, data turns into a real competitive advantage," he said.

The Gathering That Shapes the Future of Technology

At Başarsoft Technology Day 2026, which was attended by professionals from various fields ranging from retail to logistics, from the energy sector to airport ecosystems, topics such as location technologies, AI-supported decision systems, operational efficiency, customer experience, and sustainable growth were addressed.

Eye-Catching Booths

During the breaks between sessions, participants strolled through the booths located in the foyer area. While sipping their coffees on one side, they also took part in mini contests with prizes at the stands on the other

Participants had the opportunity to develop new collaborations during networking sessions throughout the day, and the event concluded with a "Hello Summer Cocktail."

yilmazparlar@yahoo.com

8 Haziran 2026 Pazartesi

Nazım Hikmet’in Şiiri “Davet’ Hayat Buldu-Yılmaz Parlar

  Nazım Hikmet’in Şiiri “Davet’ Hayat Buldu

Türkçenin Evrensel Şairi Nazım Hikmet, Mersin'de Müzikle Yeniden Hayat Buldu

Dünya Edebiyatının Zirvesindeki Bir İsim, Nazım Hikmet

Türk şiirinin evrensel sesi, çağdaş edebiyatın öncülerinden Nazım Hikmet Ran, yalnızca Türkiye'nin değil dünya edebiyatının da en büyük şairleri arasında gösteriliyor.

Eserleri onlarca dile çevrilen, şiirleri dünyanın dört bir yanında okunan büyük usta; Türkçeyi en etkili, en estetik ve en güçlü kullanan edebiyatçılardan biri olarak kabul ediliyor.

Onun dizeleri, aradan geçen yıllara rağmen insanlığa, özgürlüğe, kardeşliğe ve umuda ışık tutmaya devam ediyor.

Çok Yönlü Sanatçı Boğaç Yüzgül'den Nazım Hikmet'e Saygı Duruşu

Nazım Hikmet'in yakın akrabası olan ve çağdaş Türk şiirinin dikkat çeken temsilcileri arasında gösterilen Boğaç Yüzgül, bu kez şair kimliğinin yanı sıra besteci ve yorumcu yönüyle sanatseverlerin karşısına çıktı.

Yıllarca gazetecilik alanında önemli başarılara imza atan, kültür-sanat dünyasının yakından tanıdığı isimlerden biri olan Yüzgül; şiirden müziğe, sahne sanatlarından edebiyata kadar uzanan çok yönlü sanat anlayışıyla dikkat çekiyor.

Opera eğitimi almış olması sayesinde klasik müzikten halk müziğine, rock'tan caz ve pop müziğe kadar geniş bir yelpazede yorum yapabilen sanatçı, farklı disiplinleri bir araya getiren üretimleriyle öne çıkıyor.

Sanat çevreleri tarafından "şiiri müziğe dönüştüren güçlü yorumculardan biri" olarak değerlendirilen Boğaç Yüzgül, Nazım Hikmet'in ölümsüz eserlerinden "Davet" şiirini besteleyerek anlamlı bir projeye imza attı.

"Davet" Şiiri İlk Kez Mersin'de Şarkı Olarak Seslendirildi

Sözleri Nazım Hikmet'e ait olan "Davet" şiiri, Boğaç Yüzgül tarafından bestelenirken, müzikal düzenleme ise eşi Sinem Elgün Yüzgül tarafından gerçekleştirildi.

Eseri seslendiren isimler de yine Sinem & Boğaç Yüzgül çifti oldu. Şarkının ilk canlı performansı, Mersin'in önemli kültür ve sanat mekânlarından Marina Dxarmonya Bar'da gerçekleştirildi. Dinleyiciler tarafından büyük ilgi gören eser, güçlü sözleri ve etkileyici yorumu ile uzun süre alkışlandı.

https://www.youtube.com/watch?v=SDOh7WOlPwg

Sanat ve Edebiyatın Güçlü Buluşması

Nazım Hikmet'in insanlık, özgürlük ve kardeşlik ideallerini yansıtan unutulmaz dizeleri, Boğaç Yüzgül'ün bestesiyle yeni bir sanatsal boyut kazandı. Şiirin ruhuna sadık kalınarak hazırlanan çalışma, hem edebiyat hem de müzik dünyasında dikkat çekici bir proje olarak değerlendiriliyor.

Yakın zamanda BYMP etiketiyle yayımlanması planlanan eser, Nazım Hikmet'in ölümsüz mirasını yeni nesillere ulaştırmayı hedefliyor.

Özgürlüğün ve Kardeşliğin Çağrısı, Davet

Nazım Hikmet'in yıllara meydan okuyan dizeleri bugün de aynı heyecanla yankılanıyor:

"Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim..."

Bu ölümsüz çağrı, şimdi Boğaç ve Sinem Yüzgül'ün yorumuyla yeniden hayat buluyor ve dinleyicileri özgürlük, dayanışma ve insanlık ortak paydasında buluşturuyor.

yilmazparlar@yahoo.com

Nazım Hikmet's "Invitation" Poem Comes to Life

Nazım Hikmet, the Universal Poet of the Turkish Language, Reborn Through Music in Mersin

Nazım Hikmet: A Giant of World Literature

The universal voice of Turkish poetry and one of the pioneers of modern literature, Nazım Hikmet Ran is widely regarded as one of the greatest poets not only of Türkiye but of world literature. His works have been translated into dozens of languages, and his poems continue to be read across the globe.

Celebrated as one of the most powerful, elegant, and influential masters of the Turkish language, Nazım Hikmet's verses continue to inspire humanity, freedom, brotherhood, and hope decades after they were written.

A Tribute to Nazım Hikmet by Multifaceted Artist Boğaç Yüzgül

Boğaç Yüzgül, a close relative of Nazım Hikmet and one of the distinguished voices of contemporary Turkish poetry, has now stepped into the spotlight not only as a poet but also as a composer and performer.

Known for his successful career in journalism and respected throughout Türkiye's cultural and artistic circles, Yüzgül stands out with a versatile artistic vision spanning poetry, music, literature, and the performing arts.

Having received formal opera training, he possesses the rare ability to interpret a wide range of musical genres, from classical and folk music to rock, jazz, and pop. His work successfully bridges different artistic disciplines, earning admiration from audiences and critics alike.

Often described by art circles as "one of the strongest artists capable of transforming poetry into music," Boğaç Yüzgül has now created a meaningful project by composing Nazım Hikmet's immortal poem "Invitation" ("Davet").

"Invitation" Performed as a Song for the First Time in Mersin

The lyrics of "Invitation" belong to Nazım Hikmet, while the music was composed by Boğaç Yüzgül. The musical arrangement was created by his wife, Sinem Elgün Yüzgül.

The piece was performed by the Sinem & Boğaç Yüzgül duo, with its premiere taking place at Marina Dxarmonya Bar, one of Mersin's notable cultural and artistic venues. The audience responded with great enthusiasm, applauding the work for its powerful lyrics and compelling interpretation.

A Powerful Meeting of Literature and Music

Nazım Hikmet's unforgettable lines reflecting ideals of humanity, freedom, and brotherhood have gained a new artistic dimension through Boğaç Yüzgül's composition.

Remaining faithful to the spirit of the original poem, the project has already attracted attention as a remarkable collaboration between literature and music.

Scheduled for release soon under the BYMP label, the work aims to introduce Nazım Hikmet's timeless legacy to new generations.

The Call of Freedom and Brotherhood, Invitation

Nazım Hikmet's enduring words continue to resonate with the same passion today:

"Stretching from distant Asia to the Mediterranean like the head of a mare at full gallop, this country is ours.

With bleeding wrists, clenched teeth, bare feet, and soil resembling a silk carpet, this hell, this paradise is ours.

Let the doors of oppression be closed forever; abolish man's servitude to man—this invitation is ours.

To live like a tree, free and solitary, and like a forest in brotherhood—this longing is ours."

Today, this immortal call finds new life through the interpretation of Boğaç and Sinem Yüzgül, bringing listeners together around the universal values of freedom, solidarity, and humanity.


yilmazparlar@yahoo.com

16 Mayıs 2026 Cumartesi

Türk Siyasetinde Yeni Dönem-Yılmaz Parlar

  Türk Siyasetinde Yeni Dönem

“Ümit Özdağ Fenomeni” Neden Doğru Okunmalı?

Mehmet Öğütçü’nün son yazısı olan “Türk Siyaset Dünyasında “Ümit Özdağ Fenomeni”ni Doğru Okuyabiliyor muyuz?” aslında yalnızca bir siyasetçi analizi değil; Türkiye’nin değişen sosyolojisini, güvenlik refleksini ve yeni siyasal arayışlarını okuma açısından dikkat çekici bir çerçeve sunuyor.

Uzun süredir Türkiye’de birçok kesim, siyaseti hâlâ eski ezberlerle okumaya çalışıyor. Sağ-sol, laik-antilaik, merkez-çevre, eski kutuplaşma başlıkları…Oysa dünya artık bambaşka bir döneme girdi.

Bugün toplumlar yalnızca ekonomi konuşmuyor. Sınır güvenliği, kimlik, aidiyet, demografik yapı, göç baskısı, jeopolitik kırılganlık, devlet kapasitesi, dijital çağın yarattığı kültürel çözülme gibi başlıklar da artık siyasetin merkezine oturuyor.

Amerika’dan Avrupa’ya kadar yükselen yeni siyasal reflekslerin temelinde de bu gerçek yatıyor.

Türkiye ise coğrafi konumu nedeniyle bu dönüşümü en sert yaşayan ülkelerden biri.

İşte bu nedenle Ümit Özdağ ve Zafer Partisi’ni yalnızca günlük siyasi polemikler üzerinden okumak büyük hata olur.

Çünkü burada ortaya çıkan şey yalnızca bir parti değil;
Türkiye’de büyüyen güvenlik refleksi, devlet kapasitesi arayışı, kontrolsüz göç kaygısı, milli egemenlik hassasiyeti ve toplumsal aidiyet arzusudur.

Mehmet Öğütçü’nün yazısındaki en önemli noktalardan biri de budur.

Yazı, Ümit Özdağ’ı klasik “marjinal siyasetçi” kategorisinin dışına taşıyarak; jeopolitik okuma yapan, devlet refleksi güçlü, stratejik perspektif üreten, gelecekte Türkiye siyasetinde belirleyici etkiler oluşturabilecek bir figür olarak ele alıyor. Bu önemli bir kırılmadır.

Çünkü Türkiye’de uzun yıllar boyunca güvenlik kaygıları dile getirildiğinde bu çoğu zaman sadece slogan düzeyinde tartışıldı.

Ancak bugün dünya gerçekleri değişiyor. Avrupa’nın bile artık düzensiz göç, sınır güvenliği, demografik baskı, ulusal aidiyet, kültürel bütünlük başlıklarını yüksek sesle tartıştığı bir dönemde, Türkiye’de bu meseleleri yıllar öncesinden gündeme taşıyan isimlerin yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Burada önemli olan nokta şudur

Bir siyasetçiyi sevmek ya da sevmemek başka şeydir.
Toplumda neden karşılık bulduğunu doğru analiz etmek başka şey.

Bugün özellikle genç kuşaklarda, devlet refleksi güçlü, Atatürkçü, seküler, ama aynı zamanda güvenlik hassasiyeti yüksek yeni bir sosyolojik damar oluşuyor.

Bu damar kendisini yalnızca klasik sağ-sol ekseninde tanımlamıyor. Daha çok: “Devlet ayakta kalmalı, Türkiye kontrolünü kaybetmemeli, sınırlar korunmalı, ülke demografik baskı altında ezilmemeli” duygusuyla hareket ediyor.

Ümit Özdağ’ın yükselişini hazırlayan temel zemin de budur.

Elbette modern siyasette yalnızca güvenlik dili yetmez. Ekonomi, üretim, teknoloji, yapay zekâ, eğitim, kurumsallaşma, dış politika dengesi, gençlik vizyonu gibi alanlarda da güçlü projeler gerekir.

Zaten Mehmet Öğütçü’nün dikkat çektiği önemli başlıklardan biri de budur.

Çünkü Türkiye artık yalnızca slogan değil; devlet yönetme kapasitesi görmek istiyor.

Ancak şu gerçek de inkâr edilemez:

Türkiye’de yeni dönem siyasetinde, Ümit Özdağ ve Zafer Partisi artık görmezden gelinebilecek bir alanın dışına çıkmıştır.

Bugün mesele yalnızca bir partinin oy oranı değil; Türkiye’de oluşan yeni devlet refleksinin hangi siyasal merkezde şekilleneceğidir.

Bu nedenle Mehmet Öğütçü’nün yazısı kıymetlidir.

Çünkü peşin hüküm üretmeden, etiket siyasetinden uzak durarak, Türkiye’de oluşan yeni toplumsal ve siyasal zemini anlamaya çalışan stratejik bir perspektif ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur: Bağıran değil analiz eden, etiketleyen değil anlamaya çalışan, kutuplaştıran değil devlet aklıyla düşünen bir yaklaşım.

yilmazparlar@yahoo.com

A New Era in Turkish Politics
Why the “Ümit Özdağ Phenomenon” Must Be Read Correctly

Mehmet Öğütçü’s recent article, “Can We Properly Understand the ‘Ümit Özdağ Phenomenon’ in Turkish Politics?”, is not merely a political profile analysis; it also offers a remarkable framework for understanding Turkey’s changing sociology, security reflexes, and emerging political searches.

For a long time, many circles in Türkiye have continued trying to interpret politics through outdated formulas: right vs. left, secular vs. anti-secular,
center vs. periphery, and old polarization narratives.

However, the world has entered a completely different era.

Today, societies are no longer discussing only the economy.
Border security, identity, belonging, demographic transformation, migration pressure, geopolitical fragility, state capacity, and the cultural erosion created by the digital age are now at the center of politics.

This reality lies behind the rise of new political reflexes from the United States to Europe.

And Türkiye, because of its geographical position, is one of the countries experiencing this transformation most intensely.

That is precisely why it would be a major mistake to evaluate Ümit Özdağ and the Zafer Party merely through daily political polemics.

Because what is emerging here is not simply a political party;
it is the rise of a growing security reflex in Türkiye, a search for stronger state capacity, concerns over uncontrolled migration, sensitivity toward national sovereignty, and a desire for social belonging.

One of the most important aspects of Mehmet Öğütçü’s article is exactly this point.

The article moves Ümit Özdağ beyond the category of a “marginal politician” and presents him as a figure capable of geopolitical analysis, possessing strong state reflexes, producing strategic perspectives, and potentially shaping the future direction of Turkish politics.

This represents a significant turning point.

For years in Türkiye, security concerns were often discussed only at the slogan level.

But global realities are changing.

At a time when even Europe openly debates irregular migration, border security, demographic pressure, national identity, and cultural cohesion, figures who raised these issues years earlier in Türkiye deserve to be reassessed.

The essential point is this:

Liking or disliking a politician is one thing.
Correctly understanding why that politician resonates with society is another.

Today, especially among younger generations, a new sociological current is emerging: state-conscious, Atatürkist, secular,
yet simultaneously highly sensitive to security concerns.

This current does not define itself solely through the traditional right-left spectrum.

Rather, it is driven by the belief that: “The state must remain strong,
Türkiye must not lose control, borders must be protected,
and the country must not collapse under demographic pressure.”

This is the very foundation behind Ümit Özdağ’s political rise.

Of course, in modern politics, security discourse alone is not enough.

Strong visions are also required in: economy, production, technology,
artificial intelligence, education, institutionalization, foreign policy balance, and youth-oriented policies.

Indeed, this is another critical point highlighted by Mehmet Öğütçü.

Because Türkiye no longer wants slogans alone;
it wants to see state-management capacity.

Yet one reality can no longer be denied:

In the new era of Turkish politics, Ümit Özdağ and the Zafer Party have moved beyond a position that can simply be ignored.

The issue today is not merely a party’s vote percentage;
it is about which political center will shape the new state reflex emerging in Türkiye.

That is why Mehmet Öğütçü’s article is valuable.

Because without prejudice and away from the politics of labeling, it attempts to understand the new social and political ground forming in Türkiye through a strategic perspective.

And this is exactly what Türkiye needs most today:
not voices that shout, but minds that analyze; not those who label, but those who seek to understand; not those who polarize, but those who think with the wisdom of the state.

yilmazparlar@yahoo.com