3 Şubat 2026 Salı

Zafer Partisi’ne Yıpratma Operasyonu Çöktü-Yılmaz Parlar

  

Zafer Partisi'nden Etik Siyaset Dersi

Zafer Partisi Artık Kilit Bir Partidir- Bu Tip Saldırılar Artacaktır Yıpratma Operasyonu Çöktü

Zafer Partisi’ne Kurulan Tuzak Boşa Düştü

 Özdağ'ın Liderliğinde Kurumsal Disiplin Öne Çıktı

Ümit Özdağ'ın Ölçülü ve İlke Odaklı Tavrı Siyasete Nefes Aldırdı

Zafer Partisi, parti içindeki son gelişmelere ilişkin duyurduğu resmî açıklamayla hem siyasette kurumsal disiplinin hem de etik yönetim anlayışının örnek bir uygulamasını sergiledi.

Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın kararlı, şeffaf ve ilkeli duruşu, Türk siyasi tarihinde ender görülen bir liderlik örneği olarak yorumlandı.

Zafer Partisi Artık “Hedefte Olan” Bir Kilit Partidir

Yaşanan olay, partinin artık Türkiye siyasetinde belirleyici bir konuma geldiğinin açık göstergesidir. Yükselen her siyasi hareket, özellikle de toplumda karşılık bulan milliyetçi-muhafazakâr bir çizgi, benzer operasyonlara maruz kalır.

 “Partinin yolu açıldıkça, yıpratma girişimleri artacak; içeriden ve dışarıdan farklı yöntemlerle denemeler yapılacaktır.”

Ancak, Parti bünyesinde; Güçlü bir etik kurulu, Teşkilatlar için net bir davranış çerçevesi, İtibar yönetimi ve kriz kontrol protokolü, Parti içi görev tanımları keskin sınırlarla belirlendiği muhakkakdır.

 Bundan sonraki süreçte de benzer girişimler etkisiz kalacağı aşikardır.

"Kişilere Değil, Kurallara Bağlı" Yönetim Anlayışı

Parti yönetimi, ilgili görev değişikliğini duyururken süreci hiçbir şekilde kişisel tartışmalara indirgemeden, tamamen kurumsal çerçevede ele aldı.

Bu yaklaşım, siyasette sık rastlanmayan bir olgunluk ve ciddiyet örneği olarak öne çıktı. Özdağ'ın hiçbir spekülasyona girmeden, hiçbir kişiyi hedef almadan, yalnızca parti ilkeleri ve etik standartlar temelinde hareket etmesi, kamuoyundaki "temiz siyaset" arayışına cevap verdi.

Sosyal Medyada Etik İhlal Uyarısı ve Önemi

Parti içi düzenlemeyle ilgili süreçte, Hasan Öztürk'ün sosyal medya paylaşımlarının incelenmesi ve etik açıdan uygun bulunmayan davranışların tespit edilmesi, Zafer Partisi'nin bu konudaki titizliğini gösterdi.

Bu inceleme, partinin "gölge şüpheye dahi izin vermeyen" disiplin anlayışının bir parçası olarak kayda geçti. Konunun önemi, siyasette güven ve şeffaflığın her davranışta aranması gerektiği gerçeğini bir kez daha ortaya koydu.

Görevden alma kararı duygusal değil, etik ve disiplin gerekçelerine dayandırıldığı için hem hukuken hem kamu vicdanında güçlü bir zemine oturmuştur. Nesneldir, İlkeli ve tutarlıdır. Taraf olmayıp hakemlik görüşüyle alınmıştır.  

Bu tavır, kin gütmeyen, rövanş aramayan, siyasi kavgaya dönüştürmeyen, Parti disiplininden taviz vermeyen bir liderlik tarzının dışa yansımasıdır.

Güçlü liderlik ve Parti disiplinine verilen önemin göstergesidir.

Bu yüzden mesele, aslında bir kişisel sorun değil; partinin geldiği güçlü konuma yapılan taktik saldırı olarak değerlendirilmelidir.

Zafer Partisi Artık Kilit Bir Partidir

Bu Tip Saldırılar Artacaktır

Partinin hızlı yükselişi ve sahadaki etkisi, bazı çevrelerin paniklemesine ve yıpratma girişimlerine yönelmesine sebep olacaktır.

Bu durum, aslında Zafer Partisi’nin geldiği stratejik konumun bir göstergesidir.

Bu tür operasyonlara karşı Partinin kurumsal bağışıklık sistemi güçlüdür. Bu tip saldırılara karşı dayanıklılık testini başarıyla geçtiğini göstermesidir.

Türk siyasi tarihinde benzer örnekler çoktur. Ne zaman bir parti hızla yükselse, çeşitli aktörler aynı yöntemlere başvurmuşlardır. Şahıs üzerinden saldırı, İftirayla algı operasyonları, Parti içinden bir kişiyi kullanma denemeleri, Sosyal medya manipülasyonları…

Bugün yaşananlar da; Partinin yükseliş hızından rahatsız olan odakların, Güçlü liderliğin etrafındaki bağı kırmak isteyen çevrelerin, Siyasi ağırlığı dağıtmayı hedefleyen girişimlerin çok daha artacağının işaretidir

Analistler ve Kamuoyundan Övgü Yağdı

Siyasi analistler, Özdağ'ın tutumunu "Türkiye'de uzun süredir özlenen devlet terbiyesi ve siyasi ahlakın somut temsili" olarak nitelendirirken, sosyal medya kullanıcıları ve yorumcular da bu kararlı tavrı "kurumsal olgunluk" olarak değerlendirdi.

Özdağ'ın dürüstlük, şeffaflık, toplumsal sorumluluk bilinci ve lidere yakışır kararlılığı en çok vurgulanan özellikleri oldu.

“Temiz Siyaset” Çizgisinin Mimarı

Ümit Özdağ’ın kriz anlarını sakin, ölçülü ve devlet ciddiyetiyle yönetmesi; birçok uzman tarafından “liderlik vasfının doğal sonucu” olarak değerlendirildi.

Bir siyaset bilimci, Özdağ’ın tutumunu şu sözlerle özetledi:

“Türkiye’de siyasetin sertleştiği, üslubun bozulduğu bir dönemde; Ümit Özdağ’ın vakur, ahlakî ve kurumsal duruşu topluma nefes aldırmıştır. Siyasette asıl güç, gürültülü çıkışlarda değil, prensiplere sadık kalmaktır.”

Siyasette Kalite ve Ciddiyet Arayanların Adresi

Zafer Partisi’nin açıklaması ve Ümit Özdağ’ın tavrı, Türkiye’de siyaset standartlarının yükselmesi adına önemli bir örnek teşkil ediyor.

Zafer Partisi'nin bu kararı ve Ümit Özdağ'ın liderlik tavrı, Türkiye'de siyaset standartlarının yükselmesi adına önemli bir örnek teşkil ediyor.

Verilen mesaj net, Bu karar, hem parti içinde hem kamuoyunda: "Zafer Partisi'nde makamlar kişilere göre değil; ilkeler, etik normlar ve kurumsal disiplin doğrultusunda yürütülür."

Lider Partiyi Bu Tür Sarsıntılardan Güçlenerek Çıkarıyor

Bu yaklaşım, gelecek süreçte hem seçmen nezdinde hem parti teşkilatları arasında güven artırıcı bir etki yaratacaktır.

Yıpratma girişimleri, partinin artık geri dönülmez biçimde ülke siyasetinin merkezinde olduğunu göstermektedir.

Bu süreçten; Türk milletine karşı yürütülen  büyük ve temiz mücadelede başarılar katlanarak artacağına olan halk inancı en yüksek seviyededir.

Parti içi disiplin, siyasal kurumsallığın omurgasıdır.

Demokratik geleneğin en temel ilkesi; görev, yetki ve sorumluluk üçlüsünün şeffaf, denetlenebilir ve etik kurallar çerçevesinde işletilmesidir.

Bu bağlamda, Zafer Partisi yönetim organlarının yakın dönemde ortaya çıkan meseleye dair aldığı karar, yalnızca bireysel davranışlara verilen bir yanıt değil; kurumsallığın ve hukuki meşruiyetin korunmasına yönelik zorunlu bir işlemdir.

Duayen hukukçuların da altını çizdiği gibi, politik yapılarda görev bireye değil, makama aittir.

Makamın itibarı ise kişisel beyanlar veya keyfi tasarruflarla değil, partinin etik kodları, iç tüzüğü ve siyasi ahlak normlarıyla güvence altına alınır.

Bu çerçevede gerçekleştirilen görevden alma tasarrufu, siyasetin kişiselleştirilmesine değil, kuralların üstünlüğüne dayanmaktadır.

Kamuoyuna yansıyan iddialar; partinin kurumsal kültürüyle bağdaşmayan, toplumsal hassasiyetleri zorlayan ve siyasal etikle çelişme ihtimali bulunan söylem ve davranışlara ilişkindir.

Bu iddiaların mahiyeti, bir hukuk devletinde olması gerektiği üzere, yargısal makamların takdirindedir. Ancak, yargının hükmü beklenmeksizin alınan idari tedbir, parti yönetiminin ‘şüphe gölgesinin dahi kurumsal yapıya sirayet etmesine izin vermeme’ yönündeki hassasiyetinin göstergesidir.

Bu süreçte özellikle vurgulanması gereken nokta şudur:
Zafer Partisi’nin aldığı karar, şahıslar üzerinden yürüyen bir polemik değil, ilke ve değerler üzerinden inşa edilen bir kurumsal temizlik hareketidir.

Üslupta sakin ve olgun, Yaklaşımda hukuki ve kurumsalGündem yönetiminde ise stratejik bir çizgi izlenmiştir.

Siyaset bilimi literatürüne göre, kurumların gücü; krizleri ne kadar gürültü çıkararak değil, ne kadar vakur biçimde yönettiğiyle ölçülür. Bu nedenle partinin aldığı tedbir, yalnızca bir disiplin işlemi değil, aynı zamanda siyasi etik açısından bir kamu güveni beyanı niteliği taşımaktadır.

Zafer Partisi’nin disiplin kararının hem hukuki zemini sağlamdır hem de etik olarak gereklidir.

Tartışmaların polemik zeminine çekilmesine izin verilmeden, konu kurumsal sorumluluk çerçevesinde ele alınmış ve parti geleceğinin daha güçlü bir zemine taşınması için gerekli olan ‘siyasal hijyen’ sağlanmıştır.

yilmazparlar@yahoo.com

31 Ocak 2026 Cumartesi

Bana Bir Dakika Verin-Yılmaz Parlar

  

Enstalasyonu IF İstanbul’da Açıldı

Doria Belanger & Benttt’ten Beden, Hareket ve Zaman Üzerine Etkileyici Bir Çalışma

Dijital sanat ve çağdaş dansı buluşturan “Bana Bir Dakika Verin” projesi, Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton’un katılımıyla Institut Français İstanbul’da açıldı. Proje, farklı kültürlerden dansçıların bir dakikalık video portreleri üzerinden kimlik, hareket ve zaman ilişkisine odaklanıyor.

Zamanı, Bedeni ve Kimliği Sorgulayan Proje İstanbul’da

Fransız video sanatçısı ve koreograf Doria Belanger ile çizim sanatçısı Benttt tarafından oluşturulan dijital-dans enstalasyonu “Bana Bir Dakika Verin”, 20 Ocak 2026’da Institut Français İstanbul Sergi Salonu’nda izleyiciyle buluştu.

Belanger’in 2015’te başlattığı proje, farklı ülkelerden dansçıların bir dakikalık video portreleri üzerinden kimliğin, bedenin ve hareketin nasıl iç içe geçtiğini araştırıyor.

Tek plan çekilen videolarda dansçılar, yalnızca beden diliyle kendilerini ifade ediyor; ortaya yoğun, sade fakat çarpıcı anlatımlar çıkıyor.

Açılışa Başkonsolos Nadia Fanton Katıldı

Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, açılışta yaptığı konuşmada projenin kültürel çeşitliliğini ve evrensel yaklaşımını vurguladı:

“Her bir dansçı, dünyada var olmanın farklı bir bütünlüğünü gösteriyor.
Türkiye’den katılan sanatçılar projenin zenginliğini daha da artırdı.”

Fanton, projenin Türkiye ayağında yer alan dansçılara teşekkür ederek serginin İzmir’de de gösterime gireceğini duyurdu.

Belanger, “Bedenin içinden doğan hareketi yakalamak istedim”

Sanatçı Doria Belanger, projenin temel amacını şu sözlerle anlattı:

“Bu çalışmayı bedenin içinden doğan hareketi yakalamak ve dansçıya kendini anlatabileceği bir alan açmak için başlattım.
Bir dakikanın içinde bile sınırsız bir ifade özgürlüğü var.”

Belanger, her ülkede farklı dansçılarla çalışarak koleksiyonu büyüttüğünü, projenin hala “bitmeyen bir dünya haritası” gibi ilerlediğini söyledi.

Türkiye’den Dansçılar Projede Yer Aldı

Serginin İstanbul ayağında Türkiye’den önemli çağdaş dansçı projeye katıldı:

Halil İbrahim Aygun, Ece Çamlı, Mustafa Kaplan, Melih Kıraç, Serap Meriç, Canan Yücel Pekiçten, Leyla Postalcıoğlu, Kamola Rashidova ve Yunus Emre Şahin.

Bu dansçıların videoları koleksiyonun uluslararası yapısını güçlendirirken, Türkiye çağdaş dans sahnesinin çeşitliliğini de görünür kılıyor.

Hareketin İzini Çizgiye Dönüştüren Benttt

Enstalasyonun ikinci bölümünde çizer Benttt, video portrelerdeki jestleri ve hareketleri çizgisel formlara dönüştürüyor. Bu çalışma, dansın dijital ekrandan çıkarak mekânda fiziksel bir iz hâline gelmesi sağlanıyor.

Doria Belanger ile Yapılan Röportajdan Öne Çıkanlar

Belanger, proje üzerine yaptığımız röportajda şu noktaların altını çizdi;

Amaç, dansçıları görünür kılmak ve onlara kendilerini ifade edebilecekleri bir alan sunmak.

Her dansçı için ortak bir yapı var: bir hareketi tekrar ederek içsel ritmi ortaya çıkarmak.

Farklı geçmişlere, eğitimlere ve bedenlere sahip dansçıların bir araya gelmesi projeyi çok sesli ve evrensel kılıyor.

Projenin gece teması, özgürlük ve sınırsızlık hissini güçlendiriyor.

Çalışma sürekli büyüyen, hiç bitmeyen bir koleksiyon niteliğinde.

“Bir Dakika İçinde Özgürlük”

Projenin tüm parçaları bir araya geldiğinde izleyiciye verilen temel mesaj netleşiyor:
Zaman kısıtlandığında bile beden özgürdür.
Bir dakikalık sürenin içine sığan hareket, dansçının hem kimliğini hem de yaşam deneyimini görünür kılıyor.
Teknoloji ile dansın birleşimi, özgürlüğün ve bireyselliğin dijital çağdaki yeni ifade biçimlerinden birine dönüşüyor.

Sergi Bilgileri

Institut Français İstanbul – Sergi Salonu
Tarih: 30 Ocak – 15 Mart 2026
Ziyaret Saatleri: Pazartesi – Cumartesi, 10:00–18:00

yilmazparlar@yahoo.com

5 Ocak 2026 Pazartesi

Zafer Partisi 2026’ya İstanbul’dan Başladı -Yılmaz Parlar

  

İstanbul’dan Dünyaya Mesaj

Zafer Partisi 2026’ya İstanbul’dan Başladı Siyasetin Kalbi Yeniden Atıyor

Türkiye’nin kaderini belirleyen şehirde başlatılan bu hamle, yalnızca bir parti programı değil; İstanbul’un stratejik siyaset merkezi rolünün altını çizen güçlü bir siyasi mesaj olarak kayda geçti.

Bu açıklamalar, Ümit Özdağ’ın yalnızca iç politikada değil, küresel gelişmelerde de pozisyon alan, halkın ekonomik sorunlarını merkeze koyan, İstanbul’u stratejik bir siyaset üssü olarak gören çok yönlü bir lider profili çizdiğini gösteriyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Üsküdar İlçe Başkanlığı açılışının ardından yaptığı açıklamada, partinin 2026 çalışma yılını İstanbul’dan başlattığını ilan etti.

Özdağ, Genel Merkez kadrolarının önümüzdeki bir ay boyunca 39 ilçeyi kapsayan yoğun bir saha çalışması yürüteceğini belirtti.

İstanbul’da Yapılan Siyaset, Türkiye’yi Şekillendirir

10 milyona yaklaşan seçmen gücü ve tüm Türkiye’ye etki eden temsil kapasitesiyle İstanbul, Türkiye siyasetinin ana eksenini oluşturuyor.
Özdağ, İstanbul’un yalnızca ekonomik değil; sosyal, kültürel ve siyasi olarak da ülkenin yönünü tayin ettiğini vurguladı. “İstanbul’da siyaset yapmak, Türkiye’nin geleceğine yön vermektir” diyen Özdağ, Zafer Partisi’nin bu nedenle İstanbul çalışmalarına özel önem verdiğini ifade etti.

Halkın Gerçeğiyle Yüzleşen Lider

 Emeklinin Yanında Net TavırMaaş zamlarıyla derinleşen geçim krizi, siyasi tartışmaların değil, doğrudan halkın hayatının merkezinde yer alıyor.
SGK ve BAĞ-KUR emeklilerine yapılan yüzde 12,19’luk, memur emeklilerine verilen yüzde 18,61’lik zammı sert sözlerle eleştiren Özdağ, ortaya çıkan tablonun “sefaletin dokuzuncu yılı” olduğunu söyledi.

Büyükşehirlerde emeklilerin geceleri kamu binalarına sığınmak zorunda kalmasını “utanç verici” olarak nitelendirdi.

Özdağ, “Bu maaşlar insanca yaşamaya yetmez. Emekli, dul ve yetim bunu hak etmiyor” diyerek, halkın yaşadığı gerçekliğin yanında duran lider profili sergiledi.

Dünya Gündemiyle Uyumlu Sert Çıkış

Maduro Olayı ve Orta Çağ Benzetmesi

Uluslararası hukukun çöküşüne işaret eden gelişmeler, Özdağ’ın gündeminde önemli bir yer tuttu.
ABD Başkanı Trump’ın Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro’ya yönelik tutumunu değerlendiren Özdağ, dünya basınında yer alan yorumlarla örtüşen bir çizgi izledi.

Özdağ, bu süreci “modern devletler sisteminin tasfiyesi” olarak nitelendirerek, 1648 Westfalya düzeninin fiilen yok sayıldığını ifade etti.

Maduro’nun dünya basını önünde teşhir edilmesini sert biçimde eleştiren Özdağ, bunun Orta Çağ uygulamalarını hatırlattığını söyledi. Bu çıkış, Özdağ’ın küresel gelişmeleri yakından izleyen, dünya görüşü olan bir lider profili çizdiğini ortaya koydu.

Hukuk Aykırılığa Alkış Tutup Hukuktan Bahsedemezsiniz

Avrupa Birliği’nin çifte standardı, Özdağ’ın eleştirilerinin hedefindeydi.
Maduro’nun yakalanmasını alkışlayan AB ülkelerinin, Grönland konusunda “hukuka aykırılık” vurgusu yapmasını trajikomik olarak değerlendiren Özdağ, Danimarka Başbakanı’na açık çağrıda bulundu.

İran Uyarısı, Türkiye Sınırı İçin Hayati Tehlike

Bölgesel krizlerin Türkiye’ye etkisi, Zafer Partisi’nin güvenlik perspektifinde kritik başlık olmaya devam ediyor.
İran’daki toplumsal huzursuzluğun iç savaşa evrilmesi ihtimaline dikkat çeken Özdağ, milyonlarca Afgan sığınmacının Türkiye sınırına yönelme riskine karşı hükümeti uyardı. “3-4 metrelik duvarlar yeterli olmaz” diyen Özdağ, caydırıcı önlemlerin derhal artırılması gerektiğini vurguladı.

PKK-YPG Gerçeği, Söylenenlerle Sahadaki Durum Aynı Değil

Suriye’deki gelişmeler, Özdağ’a göre Türkiye aleyhine ilerliyor.
YPG’nin taleplerinin açık olduğunu söyleyen Özdağ, örgütün silah bırakmaya niyeti olmadığını, üniter devlet yapısını reddettiğini belirtti. Cumhur İttifakı’nın kamuoyuna yaptığı açıklamalarla sahadaki gerçekler arasında ciddi bir çelişki olduğunu vurguladı.

İstanbul’da Bir Ay, Halkla Yüz Yüze, Sorunlarla Birebir

Uzun süre İstanbul’da sahaya inme kararı, klasik siyaset anlayışının dışına çıkan bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor.
Özdağ, pazar yerlerinden AVM’lere, STK’lardan kanaat önderlerine kadar geniş bir temas ağı kuracaklarını belirtti. İstanbul’un sorunlarını dinleyip çözüm önerilerini anlatacaklarını ifade etti.

Tertemiz Türkiye Projesi, Suçun Sıklet Merkezi İstanbul

Uyuşturucu, sanal kumar ve organize suçla mücadele, Zafer Partisi’nin temel iddialarından biri.
Özdağ, İstanbul’un bu suç türlerinde en ağır yükü taşıdığına dikkat çekerek, mücadelenin merkezinin de İstanbul olması gerektiğini söyledi. Mevcut operasyonları yetersiz bulan Özdağ, “Baronlara dokunmayan mücadele başarı getirmez” dedi.

yilmazparlar@yahoo.com

28 Aralık 2025 Pazar

Ece Şahin -Samimiyet mi, Sınır İhlali mi?-Yılmaz Parlar

 

  

Ece Şahin’den İş Dünyasında Farkındalık Yaratan, İnce Çizgisine Cesur Bir Işık tutan Güçlü Mesajlar

İş dünyasında başarı yalnızca rakamlarla değil, iletişim kalitesiyle de ölçülür. Şahin Şirketler Grubu CEO’su, başarılı iş insanı ve vizyoner lider Ece Şahin, iş hayatında sıkça göz ardı edilen ama etkisi derin olan En Hassas Konusunu ele aldığı "Samimiyet mi? Sınır İhlali mi?" adlı kitabı ile profesyonel iletişimin görünmez kurallarına ışık tuttu. Bu alanda önemli bir farkındalık yaratdı…

Görkemli Lansman, Elit Davetliler

Ece Şahin’in merakla beklenen kitabının lansmanı, 26 Aralık 2025 akşamı, eğlence ve zarafetin buluştuğu Çakıl Keyif Restaurant’ta görkemli bir organizasyonla gerçekleştirildi.

İş, cemiyet ve medya dünyasından elit dostların katıldığı tanıtım gecesinde, davetliler Ece Şahin’in imzalı kitaplarını alma ayrıcalığını yaşadı.

İş Kadınından İş Dünyasına Samimi ve Güçlü Bir Rehber

Ece Şahin, uzun yıllara dayanan liderlik deneyimlerinden ve keskin gözlemlerinden yola çıkarak kaleme aldığı eserinde, profesyonel deneyimini samimi bir dille aktarıyor.

Ece Şahin, kitapta iş yaşamında kullanılan bir cümlenin bazen köprüler kurabildiğini, bazen görünmez duvarlar örebildiğini çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

İlişkileri güçlendiren samimiyet nerede biter, rahatsız edici bir sınır ihlali nerede başlar?"

Samimiyet ile sınır ihlali arasındaki o ince çizgiyi ustalıkla anlatan Şahin, iş dünyasında hitap biçimlerinin sadece kelimelerden ibaret olmadığını, ilişkilerin yönünü ve kurum kültürünü doğrudan etkilediğini vurguluyor.

İletişim Tuzaklarına Ayna Tutan Bir Eser

Ece Şahin, yılların birikimiyle edindiği gözlemleri; çoğu zaman adını koyamadığımız iletişim tuzaklarıyla harmanlayarak okuyucuya kendine ayna tutan bir farkındalık alanı sunuyor.

Samimiyetin doğru kullanıldığında nasıl iyileştirdiğini, yanlış kullanıldığında ise nasıl yaralayabildiğini; içtenlik, saygı ve profesyonellik kavramları üzerinden sade ama etkili bir anlatımla aktarıyor.

Yöneticiler ve Ekipler İçin Başucu Kitabı

Yöneticilerden çalışanlara, ekip liderlerinden girişimcilere kadar iş dünyasında sağlıklı ilişkiler kurmak isteyen herkes için “Samimiyet mi – Sınır İhlali mi?”güvenli iletişimin dilini yeniden tanımlayan güçlü bir başvuru kaynağı olarak öne çıkıyor.

İş Dünyasının Görünmez Çizgisini Çizen, Modern iş yaşamının en kritik ikilemlerinden birini masaya yatıran Ece Şahin’e Takdir…

Başarılı iş hayatını, liderlik vizyonunu ve insan odaklı yaklaşımını bu değerli eserle taçlandıran Ece Şahin, iş dünyasında iletişimin önemine dikkat çeken öncü çalışmasıyla büyük takdir topladı.

Ece Şahin, İş Dünyasına İlham Veren Bir Lider ve Öncü Bir Kalem

Kitap, yalnızca bir iletişim rehberi değil; aynı zamanda daha insancıl, daha saygılı ve daha verimli iş ortamları inşa etmek için bir yol haritası sunuyor.

Lansman gecesi boyunca gösterilen yoğun ilgi, kitabın şimdiden önemli bir boşluğu doldurduğunu gözler önüne serdi.

Lansmanda konuşan Ece Şahin, "Amacım, hepimizin günlük hayatta hissettiği ama çoğu zaman adlandıramadığı o ince çizgiye dikkat çekmek ve daha bilinçli, daha nazik bir iletişim dilinin mümkün olduğunu göstermek" dedi.

Katılımcılar, iş hayatının bu önemli ve üzerinde nadiren durulan konusunu ele aldığı için Şahin'i kutlayarak, imzalı kitaplarını almanın mutluluğunu yaşadı.

Ece Şahin, sadece başarılı bir iş insanı olarak değil, şimdi de deneyimlerini paylaşan bir yazar olarak, Türkiye iş dünyasına değer katmaya ve iletişim kültürümüzü zenginleştirmeye devam ediyor.

yilmazparlar@yahoo.com

Endüstri 4.0’ın Kalbi Taksim’de Attı-Yılmaz Parlar

 

V. Endüstri 4.0 Zirvesi, Yerli ve Uluslararası Karar Vericileri İstanbul’da Buluşturdu

World Media Group tarafından düzenlenen V. Endüstri 4.0 Zirvesi, 26 Aralık 2025 Cuma günü Taksim Square Otel’de yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Bu yılki zirvede yüzlerce firma karar vericisi, akademisyenler, teknoloji liderleri ve sürdürülebilirlik uzmanları bir araya geldi.

Zirveye Uluslararası Destek

30 Ülkeden Teknoloji Yayıncıları İstanbul’u Selamladı

Zirve, yalnızca Türkiye’den değil, 30’a yakın ülkeden teknoloji ve ekonomi yayıncılarının desteğiyle küresel bir boyut kazandı.
Hollanda, İtalya, Hindistan ve Polonya’dan sektör temsilcileri ve yayıncılar zirveye mesajlarıyla katkı sundu. Hollanda’dan Metal Magazine Genel Yayın Yönetmeni’nin sunumu katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi.

İlker Kaplan, “Endüstri 4.0 Sadece Fabrikaların Değil, Toplumun Dönüşümüdür”

World Media Group Genel Yayın Yönetmeni’nden Güçlü Açılış Mesajı

World Media Group Genel Yayın Yönetmeni ve Endüstri 4.0 Türkiye Koordinatörü İlker Kaplan, açılış konuşmasında zirvenin temel vizyonunu şu sözlerle özetledi:

“Biz Endüstri 4.0’ı yalnızca üretimle sınırlamıyoruz. Üniversiteler, dernekler ve firmalarla birlikte Ar-Ge odaklı bir ekosistem inşa ediyoruz. Bu dönüşüm, uluslararası iş birlikleriyle daha da güçleniyor.”

Kaplan ayrıca zirve kapsamında online sunumlar, üniversite projeleri, firma sunumları ve ödül törenleri ile son derece yoğun bir program yürütüldüğünü vurguladı.

Endüstrinin Yıldızları Ödüllendirildi

Başarı ve Katkı Sahiplerine Plaket Takdimi

Zirve kapsamında düzenlenen “Endüstrinin Yıldızları” ödül töreninde, Endüstri 4.0 dönüşümüne katkı sağlayan isimlere plaketleri takdim edildi.
Katılım sağlayamayan isimlerin ödüllerinin ilerleyen süreçte ulaştırılacağı belirtildi.

Ali Rıza Ersoy, “Dijital Dönüşüm Toplumsal Bir Zorunluluk”

ION Akademi Kurucusu’ndan Eğitime ve Yapay Zekâya Net Mesajlar

ION Akademi Kurucusu Ali Rıza Ersoy, konuşmasında dijitalleşmenin yalnızca sanayiyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı:

“Toplumu dijitalleştirmek zorundayız. Eğitimden başlayarak, yapay zekâ ve veri okuryazarlığını herkes için erişilebilir hale getirmeliyiz.”

Ersoy, sertifika programlarından iş görüşmelerinde yapay zekâ kullanımına kadar birçok çarpıcı örnek paylaşarak, gelecekte insan–yapay zekâ ortak karar mekanizmalarının standart hale geleceğini ifade etti.

Akademiden Endüstriye, Dijital İkiz Teknolojileri

Ege Üniversitesi’nden Bilimsel ve Uygulamalı Yaklaşım

Ege Üniversitesi akademisyenleri tarafından yapılan sunumda Dijital İkiz (Digital Twin) teknolojileri tüm yönleriyle ele alındı.
Akademik çerçevede dijital ikizlerin:

Gerçek zamanlı veri ile beslendiği

Fiziksel sistemlerle çift yönlü çalıştığı

Karar destek, hata tahmini ve optimizasyon sağladığı

vurgulandı.

Sunumda ayrıca yapay zekâ, makine öğrenmesi, 5G/6G, siber güvenlik ve büyük veri entegrasyonunun önemine dikkat çekildi.

Sanayide Uygulama Örnekleri Öne Çıktı

Dijital İkizlerle Verimlilik, Bakım ve Eğitim Devrimi

Sanayi temsilcileri, dijital ikizlerin;

Hat ve tesis optimizasyonu, Kestirimci bakım, Operatör eğitimi, Ürün ve süreç tasarımı gibi alanlarda maliyet ve zaman avantajı sağladığını örneklerle aktardı.

Sürdürülebilirlik Ve Döngüsel Ekonomi Gündemde

Şeyda Dağdeviren

 “Değer Kaybını Tasarım Aşamasında Önlemeliyiz”

CIRCO Sürdürülebilirlik Direktörü Şeyda Dağdeviren, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir tasarımın sanayi için artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirtti.

“Ürünün yaşam döngüsündeki her aşamada değer kaybını önleyebiliriz. Bunun yolu tasarım odaklı düşünmekten geçiyor.”

Yapay Zekâ Çağında Karar Kimin?

Mert Sadıkzade’den Çarpıcı Keynote

Entropi Çağında Yapay Zekâ: Kararı Kim Veriyor?” başlıklı keynote konuşmasında Mert Sadıkzade, yapay zekânın karar mekanizmaları üzerindeki etkisini ele aldı.

Sadıkzade, güven, ilişki ekonomisi, duygusal zekâ ve algoritmik yönlendirme konularına dikkat çekerek şu mesajı verdi:

“Yapay zekâ yalnızca daha hızlı değil, daha akıllı kararlar almamıza yardımcı olmalı. Ancak kontrol ve etik dengeyi kaybetmemeliyiz.”

Endüstri 4.0’da Gelecek Vizyonu

İnsan, Teknoloji ve Güven Odaklı Yeni Dönem

V. Endüstri 4.0 Zirvesi, insan odaklı teknolojisürdürülebilir üretimakıllı fabrikalar ve yapay zekâ destekli karar sistemleri ekseninde geleceğin yol haritasını ortaya koydu.

Zirve, Türkiye’nin Endüstri 4.0 vizyonunun uluslararası arenada daha güçlü bir şekilde konumlandığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Entropi Çağında Yapay Zekâ

 Kararı Kim Veriyor?”

Mert Sadıkzade, “Sistemler Akıllandıkça Kontrol Edilebilirlik Azalıyor

V. Endüstri 4.0 Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen keynote konuşmasında Danışman ve Konuşmacı Mert Sadıkzade, yapay zekâ çağında karar alma mekanizmalarının nasıl dönüştüğünü ele aldı. “Entropi Çağında Yapay Zekâ

 Kararı Kim Veriyor?” başlıklı sunumunda Sadıkzade, pandemi, savaşlar, iklim krizi ve ekonomik belirsizliklerin insanlığı yüksek bir düzensizlik ve belirsizlik ortamına sürüklediğini vurguladı.

Sadıkzade, dijitalleşmenin hızlandığı bu dönemde bireylerin ve kurumların karar yorgunluğu yaşadığını belirterek, “Bugün hepimiz dijitaliz ancak kararlarımızın önemli bir kısmını belirsizlik içinde alıyoruz. Eski sistemler ve alışkanlıklar artık yalnızca birer pratikten ibaret,” dedi.

Otomasyon Arttıkça Kırılganlık Da Artıyor

Bilgi çağında otomasyonun yoğun şekilde konuşulduğunu ifade eden Sadıkzade, aşırı otomasyonun beraberinde bağımlılık, gürültü ve kırılganlık getirdiğine dikkat çekti.
2025 yılı itibarıyla sistemler akıllandıkça kontrol edilebilirliğin azaldığını söyleyen Sadıkzade, algoritmaların yönettiği karmaşık dünyada tüketicilerin ve şirketlerin nasıl, ne zaman ve neye göre karar vereceği sorusunun giderek zorlaştığını dile getirdi.

Dikkat Ekonomisi Ve 8 Saniyelik Karar Anları

Sunumda dikkat ekonomisine de değinen Sadıkzade, çoklu ekranlarla çevrili bir dünyada insanların odak süresinin ciddi biçimde kısaldığını ifade etti. Yapılan araştırmalara göre bireylerin ortalama dikkat süresinin yaklaşık 8 saniyeye düştüğünü hatırlatan Sadıkzade, “Tüketicinin karar anını yakalamak ve hızlandırmak artık en kritik meselelerden biri,” dedi.

Yapay Zekâ İle Tek Yönlü İlişkiler Kırılıyor

Sadıkzade, geçmişte markalarla tüketiciler arasında tek yönlü bir bağ olduğunu, yapay zekâ destekli sistemlerle bu yapının değiştiğini belirtti.
Kişiselleştirilmiş yapay zekâ uygulamalarının kullanıcıyı tanıyarak onunla etkileşime geçtiğini söyleyen Sadıkzade, bu durumun ilişki ekonomisini ön plana çıkardığını vurguladı.

“Artık ürün satmaktan çok ilişki inşa etmek konuşuluyor. 2026 ve sonrasında en kritik kavram güven olacak,” ifadelerini kullandı.

Z Kuşağı Ve Duygusal Kararlar

Z kuşağının kişiselleştirmeyi bir ayrıcalık değil, standart bir beklenti olarak gördüğünü belirten Sadıkzade, tüketici davranışlarının sanıldığı kadar rasyonel olmadığını, duygusal zekânın karar süreçlerinde belirleyici rol oynadığını aktardı.

Nörobilimden örnekler paylaşan Sadıkzade, duygusal zekâda oluşan en küçük bir hasarın bile karar verme yetisini ciddi biçimde etkileyebildiğini söyledi.

Artık Google’a Değil, Yapay Zekâya Soruyoruz

Günümüzde birçok kişinin bir doktora gitmeden önce semptomlarını yapay zekâya sorduğunu belirten Sadıkzade, yapay zekânın karar destek mekanizması olarak hızla benimsendiğini vurguladı.
Ancak bu durumun “kararı kim veriyor?” sorusunu daha da kritik hale getirdiğini ifade etti.

Sanayi Devrimlerinden Yapay Zekâ Çağına

Konuşmasında sanayi devrimlerine de değinen Sadıkzade, insanlığın mağara duvarlarından akıllı teknolojilere uzanan yolculuğunu hatırlattı.
Dördüncü Sanayi Devrimi ile birlikte yapay zekânın yalnızca hız değil, anlam ve bağlam ürettiğini vurgulayan Sadıkzade, “Artık önemli olan yalnızca ne kadar zeki olduğumuz değil, duygusal zekâyı ne kadar kullandığımız,” dedi.

Doğru Karar Değil, Doğruya En Yakın Karar

Yapay zekâ korkularına da değinen Sadıkzade, asıl amacın kusursuz kararlar değil, doğruya en yakın kararları verebilmek olduğunu belirtti.
Hiyerarşik organizasyon yapılarının bu hız çağında yetersiz kaldığını ifade eden Sadıkzade, gelecekte insan davranışını anlayabilen sosyal bilimciler ile yapay zekânın birlikte çalışmasının en yüksek değeri yaratacağını söyledi.

Geleceğin Yetkinliği: Çoklu Yetenek Ve İnsan Odaklı Teknoloji

Konuşmasını geleceğe yönelik mesajlarla tamamlayan Sadıkzade, kod yazmaktan çok problem tanımlama, eleştirel düşünme ve insan odaklı yetkinliklerin önem kazanacağını vurguladı.
Önümüzdeki 10 yılda çok farklı mesleklerin ve uzmanlık alanlarının ortaya çıkacağını belirten Sadıkzade, yapay zekâ çağında asıl rekabet avantajının insanı anlayabilmekten geçtiğini ifade etti.

yilmazparlar@yahoo.com

12 Kasım 2025 Çarşamba

Zafer Adliyede- Özdağ’ın Desteği, Özeller’in Beraati-Yılmaz Parlar

  

“Türkiye Hiçbir Zaman Kuzey Kore Olmayacak”

 Çağlayan Adliyesi’nde Adalet ve Dayanışma Günü

Orkun Özeller Beraat Etti, Adliye Önü Bayram Yerine Döndü

Dört Saatlik Duruşmanın Sonucu, Vatansever Albay Özgür

İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bugün görülen E. Albay Orkun Özeller davası, yalnızca bir yargı süreci değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğüne inanan kesimlerin ortak sesi oldu. Duruşmaya Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, çok sayıda emekli subay, general, milletvekili, Özeller’in devre arkadaşları, ailesi ve Atatürkçü Türk derneklerinin temsilcileri katıldı.

Katılımın Gücü ve Toplumsal Dayanışma

Adliye önünde sabah saatlerinden itibaren toplanan kalabalık, sessiz ama kararlı bir şekilde süreci izledi. Anne, baba, kardeşler, kuzenler, enişteler ve yakın akrabalar duruşma salonunda Orkun Özeller’e destek verdi. Kalabalığın büyük kısmını oluşturan Atatürkçü dernekler ve sivil toplum kuruluşları, duruşma boyunca milli birlik ve adalet çağrısı yapan sloganlar attılar.

Zaman zaman sloganların yükseldiği anlarda, Ümit Özdağ’ın sükunet çağrısı, duruşmanın havasını olgun bir çizgide tutarak dikkat çekti. Özdağ, destek veren topluluklara hitaben, “Sükunetle duruşumuzu koruyalım, adalet duygumuzu provokasyona kurban etmeyelim,” mesajı verdi. Bu tavır, kışkırtıcı bir niyetin olmadığını ve sürecin siyasi değil, tamamen hukuk ve vicdan merkezli bir dayanışma hareketi olduğunu açıkça gösterdi.

Kahraman Bir Subayın Hikâyesi

E. Albay Orkun Özeller, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde uzun yıllar görev yapmış, yurt içinde ve dışında birçok kritik görevde bulunmuş bir subay olarak tanınıyor. Disiplini, vatan sevgisi ve görevine bağlılığıyla bilinen Özeller, askerî kariyerinde edindiği tecrübe ve cesaretiyle hem meslektaşları hem de kamuoyu nezdinde saygı gören bir isim. Emeklilik sonrasında da milli meselelerde duyarlılığı ve açık fikirli duruşuyla tanınan Özeller, kamu vicdanında “vatansever bir asker” kimliğiyle yer etti.

Duruşmanın Seyri ve Karar

Yaklaşık dört saat süren duruşma, yüksek bir dikkat ve ilgiyle izlendi. Mahkeme heyeti, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasından beraat kararı verirken, “hakaret” suçlaması için adli para cezası uygulanmasına hükmetti. Karar, salonda bulunan ailesi, yakınları ve dernek temsilcileri tarafından büyük bir sevinçle karşılandı.

Ümit Özdağ’dan Sert Ama Dengeleyici Mesajlar

Duruşma sonrası basın açıklaması yapan Prof. Dr. Ümit Özdağ, süreci değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:

“Orkun Özeller Albay’ın davasında tahliye kararı çıktı. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan beraat etti. Ancak bu süreç, Ankara’da takipsizlik verilen dosyanın İstanbul’da canlandırılmasıyla, düşman ceza hukuku uygulamalarının hâlâ sürdüğünü gösteriyor.
Türkiye hiçbir zaman Kuzey Kore olmayacak. Türk halkı, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanan bir halktır. Bu ülkenin insanı, hukuk devletine sahip çıkmaya devam edecektir.”

Zafer Adliyede- Özdağ'ın Desteği, Özeller'in Beraati

“Türkiye Hiçbir Zaman Kuzey Kore Olmayacak”
 Çağlayan Adliyesi’nde Adalet ve Dayanışma Günü
Ümit Özdağ’dan Hukuk Devleti Vurgusu — Orkun Özeller Davasında Beraat Kararı
Orkun Özeller Beraat Etti, Adliye Önü Bayram Yerine Döndü
Dört Saatlik Duruşmanın Sonucu, Vatansever Albay Özgür
İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bugün görülen E. Albay Orkun Özeller davası, yalnızca bir yargı süreci değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğüne inanan kesimlerin ortak sesi oldu. Duruşmaya Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, çok sayıda emekli subay, general, milletvekili, Özeller’in devre arkadaşları, ailesi ve Atatürkçü Türk derneklerinin temsilcileri katıldı.

Adaletin ve Birliğin Simgesi

Orkun Özeller davası, yalnızca bir yargı kararıyla değil, toplumun her kesiminden gelen dayanışma duygusuyla tarihe geçti. Ailesi, arkadaşları, emekli askerler, milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşları; adaletin yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da yaşatılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

yilmazparlar@yahoo.com

9 Kasım 2025 Pazar

İletişimin Lokomotifi 5N1PR-Yılmaz Parlar

  Yenilikçi İletişimin Mimarı, 5n1pr

Kenan Kaffar Liderliğinde Sektöre Yön Veren Ajans

İletişimin Gücünü Yenilikten Alan Ajans

İletişim dünyasında başarı artık yalnızca iyi ürün ya da kaliteli hizmetle sınırlı değil; markaların doğru zamanda, doğru stratejiyle hedef kitlelerine ulaşabilmesi her zamankinden daha kritik.



İşte bu dönüşümün merkezinde yer alan 5N1PR, kurulduğu günden bu yana fark yaratan bir vizyonla ilerliyor.

2016 yılında Kenan Kaffar ve Göksun Kuburlu tarafından kurulan 5N1PR, gazetecilikten gelen güçlü tecrübesini kurumsal iletişim profesyonelliğiyle birleştirerek bugün hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda onlarca markanın güvenilir danışmanı haline geldi.



İletişimin Yenilikçi Yüzü

Halkla ilişkilerden sosyal medya yönetimine, medya stratejilerinden prodüksiyon ve dijital pazarlamaya kadar iletişimin her alanında hizmet veren 5N1PR, kurumların tüm ihtiyaçlarına “tek elden bütünleşik çözüm” sunuyor.

Ajans, değişen iletişim trendlerini yakından izleyerek teknolojik gelişmelere yatırım yapıyor; yapay zekâ destekli medya analizleri, yenilikçi kampanya kurguları ve dijital marka stratejileriyle fark yaratıyor.

Kenan Kaffar, “Sorumluluk Duygumuz, En Büyük Motivasyonumuz”

Sektörde güvenin ve istikrarın adresi haline gelen 5N1PR’ın kurucu ortağı Kenan Kaffar, ajansın başarısının ardındaki felsefeyi şöyle özetliyor:

“Kurulduğumuz günden bu yana en büyük motivasyonumuz sorumluluk duygumuz oldu. Doğruluğuna inandığımız alanlarda yenilikten asla kaçmadık, disiplinli çalışmayı prensip edindik. Bugün geldiğimiz noktada, sektöre değer katan, fark yaratan bir ekip olmanın gururunu yaşıyoruz.”

Kaffar, iletişimde ekibin gücüne de dikkat çekiyor

“Her şey çok hızlı değişiyor. Bu nedenle biz, yenilikleri takip eden, değişime açık, vizyoner bir ekiple çalışıyoruz. Uyum, disiplin ve yaratıcılık bizim en güçlü kaslarımız.”

Çok Yönlü Hizmet, Çok Sektörlü Deneyim

Finanstan gıdaya, ihracatçı birliklerinden sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir yelpazede hizmet veren 5N1PR, farklı sektörlerde kazandığı tecrübeyle markalara derin bir bakış açısı kazandırıyor.
Kaffar, ajansın bu yaklaşımını şöyle anlatıyor:

“Yaptığımız işin tek bir doğrusu yok. Bu yüzden değişime direnmek yerine dünyadaki tüm gelişmeleri yakından takip edip adapte olmayı önemsiyoruz. Bu yaklaşım, danışmanlık verdiğimiz kurumlara rekabette büyük avantaj sağlıyor.”

Geleceğe Yatırım, Yeniliğe Adanmış Vizyon

Geleceğe dair hedeflerini paylaşan Kenan Kaffar, 5N1PR’ın önümüzdeki dönemde teknoloji, dijitalleşme ve sürdürülebilir iletişim ekseninde büyüyeceğini belirtiyor:

“İletişimde teknoloji ve sosyal medya artık ayrılmaz bir bütün. Biz, global trendleri takip ederek kurumlarımızın değerini yükseltecek, stratejik iletişim yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.”

5N1PR: İletişimde Güvenin, Yeniliğin ve Stratejinin Adı

Gazetecilik köklerinden gelen habercilik disiplini, dijital çağın yenilikçi refleksleriyle birleşince ortaya yalnızca bir ajans değil; bir iletişim aklı doğuyor.
Kenan Kaffar’ın vizyoner liderliğiyle 5N1PR, sektöre sadece yön vermiyor; iletişimin geleceğini yeniden tanımlıyor.

yilmazparlar@yahoo.com